İlim bir hazinedir ve anahtarı meraktır.
İlim sandığını açan merak anahtarının dişleri ise sorulardır. Soru iki amaç için kullanılır:
1. Bilgiye ulaşmak
2. Muhatabını zor durumda bırakmak
Numan bin Sabit yani Ebu Hanife sorusu ile ilim sandığının nasıl açılması gerektiğini bizlere daha talebe iken öğretir.
Peki, akıl nedir?

Caferi Sadık (rh) “Akıl iyilerin içinde en iyiyi seçen melekedir” diye cevap verir.
İlk olarak tanımlanan akıl tamamen reddedilmemiş fakat eksik bırakılmıştır. Burada karşımıza iki tür akıl çıkmaktadır:
İlki hayvanlarda da bulunan akl-u maaş.

Akl-u Maaş: Yani geçimlik, maaşlık akıl. Bu akıl dört ihtiyacı gidermek için bahşedilmiş bir melekedir. Meleke; hiçbir emek sarf etmediğimiz halde karşılıksız olarak bizlere verilen özelliklerdir:
1. Beslenme
2. Barınma
3. Korunma
4. Neslin devamı
Her yaratık beslenme, barınma, korunma ve neslinin devamı için Allah tarafından donanımlı yaratılmıştır. Yukarıda bahsettiğimiz dört ihtiyaç rızık başlığında işlenir ve rızkın ise kefili bellidir.

Akl-u maaş hem hayvanlarda hem de insanlarda bulunur. Fakat insanın tüm odak noktası ve emeği sadece rızık endişesi merkezli bir yaşam olursa sıkletinden daha aşağılara tenezzül eden güreşçi gibi donanımının hakkını vermediği gibi hayvanlardan da aşağıda bir mevki edinmiş olur. O halde insana verilen akıl hangisidir?

2. Akl-u Maad: Akl-u maad; sonrasını düşünen, ileriye doğru hesaplamalar yapabilen, mütalaa ve analiz yetisine sahip olan, hesap yapan, hesap veren, vereceği hesabın dahi hesabını yapan melekedir.İnsanda her iki akıl da bulunur. Ve akıl da yaratıklardan bir yaratık olduğu için zaafları vardır.
Peki, aklın zaafları nelerdir?