Organlar – Akciğer

Selamün aleyküm Çin tıbbı severler. Bugün bahsedeceğimiz organların ilki olan akciğer hakkında mülahazalarda bulunacağız. Akciğeri anlatırken birçok konuyu da beraberinde işleyeceğiz. Altı dış faktör (kuru, nem, ateş, yaz sıcağı, rüzgâr, soğuk), yedi duygu durumu (mutluluk, kızgınlık, melankoli, endişe, keder, korku, dehşet), organlar arası Çi döngüsü, organın ilişkili olduğu duyu organı gibi pek çok konuyu organlar içinde kısım kısım anlatarak pekiştireceğiz.

Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Benim Çin tıbbı felsefesi ve mantığı konusunda aldığım resmi bir eğitimim yok. Kendimi okuyarak geliştirmeye ve Çin tıbbı gözünden insanı anlamaya çalışıyorum. Modern tıpla birleştirerek modern tıbbın eksik olduğu yerlerde bu düşünce sistemi ile bu kısımları tamamlayabileceğimi düşündüğüm için araştırıyorum. Bir alternatif değil, tamamlayıcı olarak bu konu üzerinde araştırıyorum. Modern tıbbın insanla ilgili insanlığa sunduğu muhteşem bilgileri özümsemeden bu konuların fayda yerine zarar getirebileceğini düşünüyorum. Benim de insan hakkında bildiklerim pek az olduğundan bu yazdıklarımın bilgilendirme değil de bir düşünce yazısı olarak değerlendirilmesini okurlarımdan talep ediyorum. Saygılarımla.

Akçiyer. Yani ak çi’nin yeri. Aldığımız hava ile akciğerimize “temiz çi” gelir. Dalakta ise aldığımız besinlerden ve sudan “grain çi”  elde edilir. Biz ona “besin çi” diyelim. Bir de anne babamızdan bize miras bırakılan “yuan çi”miz vardır ki bu da böbrekten gelir. Bu üç çi bir araya gelir ve sternum önünde birleşerek “pektoral çi”yi oluşturur. Önce boğaza yükselerek solunumu kontrol eder. Akciğerin görevi ise bundan sonra bu çi’yi alıp tüm vücuda dağıtmaktır. Dağıtırken bu çi iki özellik olarak ayrılır. Birincisi “ying çi” yani besleyici çi’dir. Tüm organları, özellikle de cilt ve cilt eklerini (örneğin kılları) besler, ısıtır ve nemlendirir. Bir de “wei çi” vardır; koruyucu çi’dir. Cilde yayılır, ciltteki porları kontrol eder ve vücudu dış etkilere karşı, özellikle de altı dış faktöre karşı korur. Çünkü dış faktörler vücuda sıklıkla cilt ve saç yoluyla girer (ıslak saçla dışarı çıkma yel alırsın sözünü anımsayalım).

Akciğer çi’si alçalıcıdır. Özellikleri de alçalıcıdır. Örnek verelim. Akciğer, vücut çi dolaşımını destekler ve alçaltarak organlara ulaştırır. Vücut doku sıvısının dolaşımıyla birlikte atılımını da destekler. Bu atılım mesaneden “aşağı doğru” olur. Yine kalın bağırsağın “aşağı doğru” olan boşaltma fonksiyonunu destekler. Akciğerin alçalıcı özelliği karaciğerin yükselici özelliği ile denge halindedir. Biri azaldığında diğeri galebe çalacaktır (yin-yang zıtlığını hatırlayın).

Porları kontrol edici özelliğinden bahsettik. Akciğer çi’si normal ise sıcak ortamda porlar açılır, terleme olur ve sıcak dışarı atılır. Soğuk ortamda porlar “wei çi” tarafından kapatılır, ısı kaybı olmaz.

Akciğerin ilişkili duyu organı burundur. Koku alma keskinliği, kokuları doğru şekilde algılama, koku almada hassas olma gibi özellikler akciğer çi’si ile ilgilidir. Yine (alerjik, mikrobik ya da diğer) burun iltihapları (rinit) da akciğer çi’si ile ilişkili olabilir.

Akciğerin normal görevlerinden bahsettik. Şimdi de örneklerle birlikte patolojik durumları inceleyelim. Akciğer çi’sinin alçalma özelliği bozulur da yükselirse ne gibi bir klinik tabloyla karşılaşabiliriz. Öncelikle öksürük görebiliriz (öksürüğün yükselici karakterini düşünün). Bununla birlikte, doku sıvısı dolaşımı bozulduğundan akciğerde balgam ve ödem buna eşlik edebilir. Akciğer çi’si solunumu kontrol ederdi.  Bir bozukluk olduğunda solunum kontrolden çıkacak, temiz çi düzgün bir şekilde alınamayacak ve nefes darlığı ortaya çıkacak. Buna solunumun hızlanması eşlik edebilecek. Yine akciğer çi’sinin alçalma özelliği sekteye uğrarsa karaciğer çi’sinin yükselici özelliği galebe çalarak karaciğerin duyu organı olan gözde kızarıklık gibi semptomlar ortaya çıkabilir.

Dağıtılan pektoral çi’nin bir parçası dalaktan gelen “besin çi” idi. Eğer “pektoral çi” dağıtılamazsa, negatif feedback mekanizması gibi düşünebiliriz, besin çi de gerisin geriye dalakta birikecek ve artık dalak “besin çi” üretmeyecek. O halde artık besin ve suyun emilmesine de ihtiyaç yok denilecek ve ishal, karın ağrısı, karında şişkinlik şikayetleri meydana gelebilecek.

Su dolaşımını ve atılımını desteklediğinden bahsettik. Bu özelliğin bozulması ise birlikte vücudun farklı yerlerinde sıvı birikecek ve ödem oluşacak. Bunlar birlikte mesanenin alçalıcı atım özelliği sekteye uğrayacak, disüri ve oligüri gibi birtakım mesane problemleri baş gösterebilecektir.

Vücuda dağıtılan çi’nin iki kısmından bahsettik. İlki olan “ying çi” eğer beslemesi, ısıtması ve nemlendirmesi gereken dokularda görevini icra edemezse; benizde solukluk, ciltte soğukluk ve ısınmama problemi, cilt kuruluğu, cilt kıllarında dökülme, saçlarda beyazlama kırılma cansızlaşma ve/veya dökülme gibi problemler bekleyebiliriz. Soğuğa intolerans gösterme ve soğuk ortamda bu saydığımız durumlardan bazılarının ortaya çıkması da (rinit ya da karın ağrısı gibi) beklenebilir.  “Ying çi”nin cilt eklerini beslediğini düşünürsek, yağ bezleri de bir cilt eki olarak yağ bezesi sorunları olanların da bununla ilgili bir problemi olabileceği aklıma gelmiyor değil, üzerinde hala düşünüyorum, böyle kişileri inceliyorum ve diğer bulgulardan bir ipucu yakalamaya çalışıyorum. Siz de benimle bu konudaki gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz. Şunu da belirtelim, ısınmama problemlerinde ısıtıcı organ olan böbreği, kuruluk probleminde yakıcı organ karaciğeri ve bazı diğer organları da hesaba katmak gerektiğini, kendi kafamızda tanı koymadan önce diğer organları da çok iyi bir şekilde özümsememiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

“Wei çi”nin de porları açıp kapatmaktan sorumlu olduğunu söylemiştik. Akciğer çi’si zayıf kişilerde porlar kapatılamayacak, soğuk havada ya da gece vakti bile porlar açık kalacak. Böylelikle gündüz vakti spontan olarak soğuk terleme ve gece terleme şikayetleriyle karşımıza gelecek. Aynı şekilde terleyememe de akciğerle ilgili bir durum olabilir, diğer bulgularla beraber değerlendirmek gerekir. Fakat dikkat edin, bu bulgular bir spektrumdur. Akciğer çi eksikliği yeni oluşmuş ve hafif olan birinin hissettiği hiçbir şikayeti yokken, yıllardır kronik akciğer hastalığına sahip birinin ya da kronik tüberkülozu olan birinin gece terlemeleri olabilir. Bu semptomlar bize yapbozun parçalarını birleştirerek daha hastalık baş göstermeden sorunu tespit edip tedavi edebilmemizi sağlayabilecek ipuçları olabilir.

Akciğer çi’sinin boğaza kadar çıkması, larinksle olan ilişkisini bize anlatır. Akciğer çi’si zayıf olan kişilerde cılız ses, konuşmakta isteksizlik gibi bulgular mevcut olabilir. Tabii ki bu da bir yelpazedir; normal kişiden ağır hastalığa kadar değişebilen bir yelpaze. Dikkatli ve temkinli olmak gerekir, tekrar hatırlatırım.

Duygulardan da keder ve üzüntüyle ilişkilidir. Üzüntüden verem olmak tabirini duymuşsunuzdur. Duygular ani, şiddetli ya da devamlı olduğunda ilgili olduğu organda bozukluk meydana getirebilir. Ani bir haberle veyahut uzun süre mutsuz, ümitsiz, kederli olmak akciğer çi’sini tüketerek çeşitli sorunlara sebep olabilir.

Şimdilik akciğerle ilgili diyeceklerim bunlar. Bir sonraki yazımızda inşallah görüşmek dileğiyle.

Tavsiye edilen kaynak ve yazının referansı:

Cheng Xinnong. Chinese Acupuncture and Moxibustion. 2016, Foreign Languages Press, China.